DÜNYA HAVACILIĞI SALONU

Leonardo da Vinci

 

1452-1529 yılında  uçma mekanizmaları ile ilgili  olarak yazdığı eserde; insanın mekanik bir araç olmadan uçamayacağını ileri sürerek, kuşların uçuşlarını  incelemiş ve uçuşla anatomileri arasındaki bağıntıyı ortaya koymaya çalışmıştır.  Bu yoldan hareket ederek kuşa benzeyen bir uçan makine tasarımı yapmıştır.  Tasarımları arasında bu günkü  helikopterlere ve paraşüte benzer araçlar da vardır.

 

Balon Çağı

Havadan hafif araçların göklere yükselmesi ilk defa Fransa'da gerçekleştirilmiştir.  Joseph ve Etienne Montgolfier kardeşler, 5 Haziran 1783 günü Annonay şehir meydanında bezden dikilmiş kağıtla kaplanan bir balonu uçurmuşlardır.  Balonun altındaki sepette yakılan ateşin ısıttığı hafiflemiş hava balonu uçurmuş ve onu 1500 metreye kadar yükseltmiştir.  Bundan sonra havadan hafif olan hidrojen gazı ile doldurulmuş olan balonlar da ortaya çıkmıştır.  Tayyarenin ortaya çıkmasından sonra balonculuk giderek önemini kaybetmiştir.

 

Wright kardeşler

 

14 Aralıkta yaptıkları bir uçuş denemesinden sonra "The Flyer"  (uçucu)  adını  koydukları  tayyarelerinin  17  Aralık 1903’te  dört  uçuş yapması ile tayyarecilikte bir temel taşı  atılmış oldu.  Pilotla birlikte ağırlığı 335kg olan tayyare beş tane  görgü şahidi önünde uçurulmmaya çalışılmıştır.  Orwille birinci denemede 12 saniye, aynı günkü son denemesinde ise bu süre 59 saniyeye çıkarak 280 metrelik bir mesafeye uçulmuştur.  Takiben yapılan denemelerde 1904 yılında tayyareler daha da geliştirilerek  uçağa havada dönüş manevraları da yaptırılarak, kalktıkları noktaya inmeyi başarmışlardır.

 

Rekor Uçuşlar

 

Havada yakıt ikmali ilk olarak  27.6.1923' de Yzb. L.H. Smith ve Tğm. J.P.Richter tarafından San Diego'da gerçekleştirilmiştir.  İlk dünya turu  ise 6 Nisan  ve  28 Eylül 1924 tarihleri  arasında Tğm. L.H.Smith  ve Tğm. E. Nelson’ un komutaları altındaki  ekiplerce  uçurulan “Chicago” ve “New Orleans” adlı Douglas DWC tipi uçaklarla gerçekleştirilmiştir.

Birinci Dünya Savaşı

1nci Dünya Savaşı başlangıcında uçak içerisinde tabanca ve tüfek ile hava muharebesine giren pilotlar bu tür görevleri uçaklara monte edilen makineli tüfeklerle  gerçekleştirmeye başlamışlardır.   Uçağına ilk kez  pervane arasından ateş eden makineli tüfek  monte  eden  ise Fransız  pilot  Roland  Garros'tur.

 

İkinci Dünya Savaşı

 

 

1 Eylül 1939'da Almanların Polonya'ya taarruzu ile başlayan 2nci Dünya Savaşı sırasında hava silahı olarak uçaklar yoğun bir şekilde kullanılmıştır.   Başlangıçta  Almanların üstün nitelikli uçakları hava üstünlüğü ve bunun sayesinde de önemli zaferleri kazanmalarına vesile olmuştur.   İngilizlerle gerçekleşen savaş sürecinde 7 Aralık 1941'de İngilizlerle birlikte savaşa giren Amerika Birleşik Devletleri'nin daha üstün nitelikli uçaklar yapması sonucunda Almanlar hava üstünlüğünü kaybetmişlerdir.   Alman şehirleri ve sanayi merkezleri  gece ve gündüz olmak üzere ağır bombardıman uçaklarının hücumuna maruz kalmaya başlamıştır.  Bu hücumların çökerttiği Alman endüstrisi Alman savaş gücünü yeterince besleyemediğinden Almanlar devamlı mağlup olmaya başlamaları onları 1 Mayıs 1945'te teslim olmak zorunda bırakmıştır.   Savaşın son döneminde ise iki tarafın jet uçakları sahneye çıkmıştır.  6 Ağustos 1945'te Hiroşima'ya atılan Atom bombası nükleer çağın başlamasına neden olmuştur.  Aynı ay içerisinde Japonya'nın teslim oluşu ile İkinci Dünya Savaşı sona ermiştir.  Bu savaş dünya havacılık alemine jet uçağı ile nükleer silahlar gibi yeni buluşlarla katkıda bulunmuştur.

 

Jet Çağı

 

 

Turbojet motorlarının kullanıldığı ilk uçak 27 Ağustos 1939 tarihinde Almanlar tarafından uçurulduktan sonra 1941 yılında İngilizler bu motor üzerinde araştırma ve çalışmalara başlamışlardır.   İlk jet uçakları 1945 yılında savaşlarda silah olarak etkin bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır.   Jet uçakları bundan sonra giderek geliştirilerek askeri ve sivil havacılığın vazgeçilmez araçlarından birisi olmaya başlamıştır.  1953 yılında da  sesten hızlı ilk uçuş gerçekleştirilmiş olup, artık günümüzün jet uçakları ile rahatlıkla ses süratinin üzerinde  uçulabilmektedirler.

 

Yolcu Uçakları

 

Birinci Dünya Savaşı'nın bitimiyle birlikte uçağın yeni bir işlevi olarak yolcu ve posta taşımacılığına başlanmıştır.  Giderek gelişen hava yolu taşımacılığı ikinci Dünya Savaşı'nın çıkmasıyla bir süre duraklama sürecine girmiş olmasına rağmen savaştan sonra havacılık alanında daha büyük  gelişmeler yaşanmıştır.  Dört motorlu yolcu uçakları çok sayıda yolcu taşımak suretiyle Avrupa'yı Amerika'ya bağlamışlardır. 1952 yılında jet motorunun yolcu uçaklarında kullanılmasıyla uçakların taşıma kapasiteleri ve hızları büyük ölçüde artmıştır.

 

İlk Uzay Çalışmaları ve Ay'da ilk Adımlar

 

 

Sovyetler Birliği 1957 yılında Sputnik-1 uydusunu uzaya fırlattıktan sonra dünya çevresinde yörüngeye oturtmak suretiyle uzay çağını başlatmıştır.   Uzaya gönderilen ilk insan yine Sovyetler Birliğinin Vostok-1 uzay aracı ile fırlatılan Pilot Binbaşı Yuri Gagarin olmuştur.  Takiben Amerikalılarının uzayla ilgili yaptığı çalışmalar sonucunda da 12 Temmuz 1969 tarihinde Aya ilk defa insan ayağı değmiştir.   Daha sonra devamlı olarak uzaya çıkıp geri dönebilen uzay mekikleri ve bunlar tarafından taşınıp uzayda monte edilen uzay laboratuarları ortaya çıkmış olup, günümüzde Mars'a inceleme yapmak üzere gönderilen uzay platformları geliştirilerek kullanılmaya başlanmıştır.